31.05.2013

LonDin


Soluk bir hiLâL gökyüzünde sürükleniyordu
Açtı kadın kollarını şehvet dolu bir tropik gecesine doğru.
Adamın yüzünde volkan kraterinin silueti yanıyordu.
Hayal gücüne kanat takmak dedikleri âdeta buydu.
Kadın, güneşle yıkanan denizlerin tuzlu havasıyla kuvvetlenmiş çelik grisi gözlerden
gecenin sarnıcına düşüyordu.
Ruhsal gönül bulantıları kaplasa da içini, hep sustu.
Adam , sarhoş arzular cennetinin bir yargıcı gibi kadını suçlayıp durdu.
Kadın , adamın ihanetini anlayınca biriktirdiği zincire vurulmuş kuvvetlerden sıyrılıyordu.
Artık , kadında kurtuluşu simgeleyen ihtiraslar alevleniyordu… 


4.05.2013

4.5.2013


        Ben, Gülnur. Her yalnızlıkta 'Neden?' diye sorgulayan, bir o kadar kaderci ; insanı seven ama her kötü şeyin ardında insan olduğunu bilen; aşkın gereksizliğini savunan yine de aşık olduğunda içi içine sığmayan ben. 
        Aslında yalnız olmadığımı bilirim. Sosyal bir yalnızlık benimkisi. İyi de insan böyle yaşayabilir mi? Ya tamamen elini eteğini bu dünyadan çekmeli ya da insanların içine karışıp bu dünyada görmeli eğlencenin dibini. Ben, ikisini de yapamıyorum. Araf dedikleri bu olmalı. Ne yukarı ne de aşağı tükürebiliyorum. 
          Yaşadığım kent öldürüyor bir kere beni. Herkesi öldürür bazı kentler. Bu kent de öyle bir sinsi. Doğarken her bebek bu kentte, göbek kordonlarına dolanıp ölüyor aynı zamanda. Sonra, sevdiklerin olmayınca, sağlığın da olmazsa, üstüne bir de işin,paran olmazsa hepten yenik düşüyorsun gecenin sarnıçlarına. 
             Anlatsan... Kim anlar? Anlayanlar , maskelerini çıkarma cesareti gösterir mi peki? Kim der ki 'Ben varım!' ? Sevgiymiş, dostlukmuş, vefaymış, yalan dolan hepsi.