Bir gün beni de anlayacakları umudumu hâlâ taşıyorum. En çok da bundan üzülüyorum. Beklediğim şeyleri gayet sakince ifade etsem de hep aynı konularla ilgili sorun yaşıyorum.
Zaten hiçbir zaman, hiçbir şeyin sonsuza dek var olmayacağını biliyorum. İki insan birbirini hiç kırmasa bile ölüm gelip onları ayırıyor. Bir şekilde yollar kendi rotalarına sadık kalıyor.
Bana en çok acı veren de geçmişe takılı kalmak. Asıl sorun ise bu geçmişin benim geçmişim olmayışı. Ben de istiyorum ki özgür olayım, olmuyor.
Bazıları, yüzüme gülüp dedikodu yapıyor mesela. Anlamıyor muyum zannediyorlar acaba? Çünkü onlar gibi değilim. Tüm sıkıntı bu. Dedikodu yapıp iyi olmaktansa, herkesle eşit mesafede olmak tercihimdir, o da ayrı.
Hem kimse düşünmese bile ben bir savaşın içindeyim. Epilepsi ile savaşıyor beynim. Bu hastalığın bende ne gibi yan etkiler oluşturduğunu ya da ilaçların vücudumda nelere sebep olduğunu kimse düşünmüyor. Şimdi bunlar da duygu sömürüsü olur muhtemelen.
Çünkü Gül, alttan alır, susar, bir sorun varsa insan gibi anlatmayı dener. Ama sabrı taşınca, kafaya takınca, sinirlenince de yine Gül suçludur.
Yorgunluğum hiç geçmiyor. Benim canıma kıyılıyor her gün itinayla. Elbet koşarak gökyüzüne çıkacağım zamanlar gelir. O zamana dek yazmaktan başka ne çarem var?