28.11.2021

Hava Yastığı

 Ozan ile ben mahalledeki İtimat Fırını’nın önünde kardan adam yapmaya bayılırdık. Kar topu o zamanlar hiç kimseye “kötü” gelmiyordu. Benim kırmızı berem, Ozan’ın ise kahverengi beresi vardı. Mahallenin en güzel ve en büyük kardan adamını yapana dek içeri girmezdik. İçeri girer girmez de sobanın başına geçer, hem ısınır hem masal kitapları okurduk. Okurken de masala göre hayaller kurardık. Dolunaya merdivenle tırmandığımızı düşünerek bir çocukluk geçirdik. Birbirimizden hiç kopmadık. Ben öyle olsun istedim daha çok. Ozan, sevgilisinden ayrılsa gelip dizime yatıp ağlardı ama ertesi gün “Nasılsın?” mesajıma görüldü atardı. Ailesiyle tartışsa araya ben girerdim de barışılırdı. Şu an yöneticisi olduğu firma için iş görüşmesini ben ayarladım ve onu iyi bir yönetici olacağına ikna ettim ama o, işe girdikten sonra dönüp bir teşekkür bile etmedi. 

Dün onunla buluştuğumuzda benim kıyafetim kırmızıydı, onunki kahverengi. Ona dolunayı gösterdim ve dedim ki: “Kendine yeni bir hava yastığı bulmalısın. Bir kaza olmadıkça hava yastığının varlığı dahi unutulur. Hâlbuki hava yastığı önemlidir, yaralanmalardan bile korur.” Sonra koşarak uzaklaştım ve mis gibi bir uyku çektim. Bembeyaz bir sabaha uyandım. Yağan kar, beynimdeki her şeyi bile örtmüştü. Eski mahalleye gittim, baktım ki “İtimat” Fırını’nın yerine “yabancı” isimle bir “oyun” salonu açmışlar. Esnafın biri “Cama kar topu atmayın.” yazmış. Çocuklar kar yağıyor diye evlere saklanmış. 

“Bazı şeylerin değişmesini dırduramıyorız.” diye düşündüm, “İnsan, hava yastığı olmalıymış ama sadece kendi kendine. Yoksa yaralanmalar varabiliyor ölümlere.” 

Ellerimi ceplerime sokup yürüdüm. 

15.11.2021

365

 Elimde şiir defterin var. El yazını görünce gülümsüyorum. Şiirleri tekrar, defalarca okuyorum. Hâlbuki sana sormak isterim bu şiirlerin hikâyelerini. Zannediyordum ki hiç gitmezsin. 

Ben her gün ayakkabılarını sokak kapısının önünde görecekmişim hissiyle merdivenleri çıkıyorum. Sanırım bütün hayatım boyunca da yokluğuna tutunacağım. Giderken yine bana bir dal bırakmış oluyorsun. Normalde bırakıp gideni unutmak ister insan. Ama giden, babası olunca ve kendi isteğiyle gitmemişse geriye sadece unutmama çabası kalıyor. Gidişin 365 güne yaklaşıyor. Ben 365 kere seni aradım, 365 kere yokluğunla karşılaştım. Sana anlatmak istediğim konuların ipini salıyorum. Senin o “dönülmeyen” yerlerde olduğunu kafam almıyor. Eh, sözelciyim diyedir belki. Sen bana kimin beni gerçekten sevdiğini/sevmediğini gösteriyorsun. Bunun için gitmen şart değildi yine de. Evet, eminim beni düşünüyorsun ama keşke o diğerleri değil de sen olsan yanımda. 

Okul hayatımda 1 Aralık’ın kışın başlangıcı sayıldığına çok rastladım da hiçbir zaman 1 Aralık’ta gideceğini ve ömrümde gerçekten kış olacağını düşünmemiştim.  Bunun tam karşılığı sözlükte “üşümek” diye geçiyor. Kutuplarda gibiyim baba. Güneş, doğmaya üşeniyor buralarda. Ama sen, umarım gittiğin yerlere götürmüşsündür baharı. Yakışır benim canım babama da ancak nisan rüzgârları...