24.07.2014

kara

inanmıyorum artık kimselere
ne , "bir insanı sevmekle başlayacak her şey." diyen sait faik'e
ne de "sevdiğin kadar sevilirsin." diyen can yücel'e.
olmuyor üstatlar bu iş böyle
biz , gönlümüzü altın tepsilerde sunduk da
sadece kullandılar işleri olasıya
kaldı bize hüzün , birkaç da palavra
ne yaparsak yapalım gemi ulaşmaz karaya
gerçi artık bahtlarımız kara ya ,
bizden geçen aşk meşk , girer belki onlara !!!!!

düş'en.

gittiğin gün anladım dallarıma sonbahar geldiğini
topraktan yeryüzüne püskürtüldüğüm an , temmuz'du oysaki
sayende yaşadım genç yaşımda ölüm hissini
bu kez 'gitme' sözcüğü damarlarıma ağır geldi.

sen kurdelelerle süslerken dallarımı
bizedir dileklerin diye sesim çıkmamıştı
aslında bu dilekler gideceğin yollardı
köklerimden dal uçlarına kadar bana hüzün kaldı.

benim yaprağımdın sen yemyeşildin ezelden
fırtınalardan korudum seni yaşayasın diye sen
ama anladım ki yenilenmek gerekliymiş
işte bunun için de 'yaprağın kaderi düş'mekmiş.'


"hoşça kal diyor gözler ah yaprağım düş'tün mü???"

22.07.2014

kadıköyü

haydarpaşa'nın içi yanık , dili lal
bütün dertleri artık bir kenara sal
boşver bütün dünyayı kadıköy'de kal
karşılar seni "yoldan çıkmış şarkılar"*

kız kulesi göz kırparken sana
sen el salla vapurdan jonathan'a**
deniz , ayakların altındaysa dalga dalga
korkma, kadıköy'de cenk taner'dir kaptan ne de olsa!

moda sahilinde gezerken yoksa sevgilin
sen tut yalnızlığın elinden bir ömür için
kadıköy'deysen önemi yoktur hayatından gidenlerin
ne de olsa şarkıdaki gibi , "her şey sermaye için" ***



* cenk taner albümü
* * martı kitabındaki karakter Jonathan livingstone
* * * Kesmeşeker ' in en baba şarkılarından

20.07.2014

güz-elleme (doğum günlerine)

"ölmek daha kolaydır sevmekten 
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam" 

içime dert olmuşken yaşamak 
kalbim yangın yeri gibiyse kırık ve sıcak 
tek dilek hakkım bile yoksa tutunacak 
iyi biri değilim ben bir gün olsun hatırlanacak 

nedir bu hayatın sebebi bilmem 
hangi kavmin üyesiyim lanetlenmişim ezelden 
doğduğun güne lanet olsun demişti ya "...em" 
beddualar gereksiz , yok işte yaralara merhem 

yapmacık gülüşleri herkes kendine saklasın 
doğduğum gün değil , öldüğüm gün kutlansın 
herkes beni öldüren hayattan bir dilim alsın 
güzelsin ey ölüm , kızılsın , isyansın . 

18.07.2014

masal.

siyah günlerin ardından
güneş doğar mı yalandan
çare değildir oturup ağlasan
çıkarılmıştır adın masallardan
gör kendini artık aynada
hisset bak dönüyor dünya
çevrende kimse olmasa da
yenik kahramansın sen aslında
buz keser ellerin bedenin
kaf dağından sesi gelir hayaletlerin
kan revan içindeyse artık düşlerin
hiçbir önemi yoktur gelip geçenlerin
gör kendini artık aynada
hisset kalbini çürümüş de olsa
ıslansa da yanakların hep şu hayatta
kahramanlar da ağlar karanlıklarda.

16.07.2014

la la la

kendini altın terazilerde tartarsan 
karşına altın,elmas,en kötü ihtimalle gümüş gelir 
kendini sokaktaki adamın terazisine koyarsan 
karşına ne çıkacağı belli olmaz.

en büyük hatam işte buydu Tanrım 
ben herkesi kendim gibi sandım 
sevdiğimde karşımdaki anlar dedim, aldandım 
durdum yere gidenlerin ardından hep bakakaldım 
işte bu yüzden ağlamak gereksizdir artık 
bile bile lades denirdi bu hayata , saçmalık 
sen kendi değerini bilmezsen eğer 
bütün emekler, bütün sevgiler çöpe gider yazık 
bütün yaşadıklarım belki yazmam içindi 
o küfrettiğiniz kadın pollyanna'nın baba annesiydi 
boşuna deniyorlar insana deli 
başladım şiirine , nerede benim huni ??? 

15.07.2014

hasta la vista

ismiyle kavgalı olan kadın
yazardı her şeyi, bir tek kalem ona yakın :
içinizdeki kötülükleri bir yana bırakın
artık insan olduğunuzun farkına varın
renklerle arası yok gibiydi
biri ölünce rengi ne olursa olsun acırdı içi
acının rengi olur mu sanki
insanlıkta taraf tutulmazdı ki
uymazdı tam anlamıyla ona hiçbir görüş
sevmeye kalkışmazdı hiç , bilirdi ki hepsi sadece düş
azrail'in ninnisi onun için tatlı bir öpüş
ölüm, hayatta herkesin tadacağı gizemli gülüş
özelliklerden sıyrılmak için yazardı sadece
yoksa işi olmazdı redifle, ölçüyle , kafiyeyle
anlıyor gibi gülümserdi insanları gördüğünde
sevgi onun için artık yalnızca türemiş bir kelime
can yücel'i hatim ederdi devamlı
ne de olsa hiçbir şeye körü körüne bağlanmamalı
verilse ona dünyanın bütün malı
o hep uydurma masallarda hapsolacaktı
" hüzünlendikçe benziyordu babasına"
gözleri dolsa da o hep dik durmak zorunda
ait olamazdı hiç kimseye ve hiçbir yere hayatı boyunca
kaçarken insanlardan içinden derdi ki " hasta la vista "

14.07.2014

üç

esmer isyanına inat
güldüğünde dişleri
bembeyaz parlayan küçük adam
gelecek güzel günlerin
habercisiydi sanki
incelik onun gözlüklerinde saklıydı
ama o bunun
farkında bile değildi henüz ne yazık ki
adı da bakışları gibi kısa ve netti :
ali !
üç harften oluşan bu isimde
bulabilir insan bütün güzellikleri
alınırdı bazen ali
hasta olurdu bazen ali
bazen duygulanırdı ama
en çok gülerdi ali , bebekler misali
çünkü onun asaleti , adıyla verilmişti .




mart 2014 / bursa .