16.05.2016

.

Soğumuş bir bardak çay, bayatlamış kurabiye, içine sinek düşmüş yemek gibiyim. İnsanların yüzlerinde bir memnuniyetsizlik, bir mahkeme duvarı hâli oluşturuyorum. Aslında istediğim bu değil. Ne istediğimi de bilmiyorum artık. Daha önceleri, sevdiğim insanların yüzlerinde gülümseme oluşturmaktı tek amacım. Baktım ki hiç olmuyor, şimdi öylesine yaşıyorum. Üzmek istemesem de hiç, hastalığım nedeniyle üzdüğüm, telaşlandırdığım insanlar var. Bu, benim elimde olan bir şey de değil. Bu hastalığın bende yarattığı gerginlik, ilaçların etkileri, her an nöbet geçirme korkusu bir yana, bir de sevdiklerimi bu yüzden üzüyorum diye üzülüyorum. Ama kimseye bunu anlatamıyorum. Ya da anlatmaya da gerek yok, bilmiyorum.
Üzüyorum... 
Üzüyorsun... 
Üzüyor... 

7.05.2016

Hapşuu!

Kahkahalar devrine yetişememiş biriyim.
Gül sofrasında yer bulamayan bir çiçeğim.
Bütün sokaklar bana yabancı
Ağaçların paramparça oluşuna tanık herkes.

Cilalı taşlar düşüyor hayatıma
Belki milattan önce kalan acılar bu yüzden
Çocuklara güvenemiyorken iç çekiyorum
Çubuk kraker vefasıyla sessizce kırılıyorum.

Sokak panolarında aşk yazsın isterdim
Reklamların hiçbiri gökte uçan kuştan değerli değil.
Bu kaçıncı ağlayış serisi?
Şarkılarla avunduğum yaşları çoktan geçtim.

Yaşamaya karşı mazeretlerim de yok.
Bir mayıs kadar kararsız kalıyor insan
Mor'un hüznünü de bir kenara bıraktım.
Hadi, şimdi senfoniler eşliğinde beni sahneye çıkar.



5.05.2016

Hıdırellez

Bu gece hıdırellez sevgilim. Birçokları için bir umut... Biliyorum ki biz çok atladık ateşler üstünden önceki zamanlarda. Ciğerimiz yanacak kadar da yakın olduk ateşe çoğu zaman.
Gül diplerine dilek kâğıtları bırakıyorlar ya hani, sen de gel bana dök içini. Ben olayım senin medet umduğun Gül. Olmaz mı ki?
Elbette sıradan biriyim ben ama senin yüzünü güldürecek her dileğin de sonsuz destekçisiyim.
Nasıl ki sen Hızır gibi yetiştin hayatıma, ben de yüzünü güldüreyim ki sevgi sözcükleri kavuşsun anlama.

Bu geceye ve sonraki bütün 6 Mayıslara...