Soğumuş bir bardak çay, bayatlamış kurabiye, içine sinek düşmüş yemek gibiyim. İnsanların yüzlerinde bir memnuniyetsizlik, bir mahkeme duvarı hâli oluşturuyorum. Aslında istediğim bu değil. Ne istediğimi de bilmiyorum artık. Daha önceleri, sevdiğim insanların yüzlerinde gülümseme oluşturmaktı tek amacım. Baktım ki hiç olmuyor, şimdi öylesine yaşıyorum. Üzmek istemesem de hiç, hastalığım nedeniyle üzdüğüm, telaşlandırdığım insanlar var. Bu, benim elimde olan bir şey de değil. Bu hastalığın bende yarattığı gerginlik, ilaçların etkileri, her an nöbet geçirme korkusu bir yana, bir de sevdiklerimi bu yüzden üzüyorum diye üzülüyorum. Ama kimseye bunu anlatamıyorum. Ya da anlatmaya da gerek yok, bilmiyorum.
Üzüyorum...
Üzüyorsun...
Üzüyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder