Görür görmez “Yanımda olmasını istediğim insan.” dersin, çiçeklenirsin.
Onu tekrar görmek için şekilden şekle girersin ancak konuşamazsın, lal olur dilin.
Onun sesini duyduğunda mest olursun hani
Saatlerce konuşsun, hiç bitmesin bu şölen istersin.
İstersin de...
O, soğuktur sana karşı.
Herhangi birisindir onun hayatında, varlığın da yokluğun da muamma.
Alışmışsın gerçi “herhangi biri” olmaya dünyanın akışında.
Umutsuzluğa alışmışsın ama yine de kalbin ısrarla beynini yenip diyor ki:
Ya tutarsa?
https://youtu.be/wf4YvjlkMjg
26.12.2018
19.10.2018
Gol
Her şey yolunda gibiydi işten çıktığında. Standart bir günü daha geride bırakırken çok fazla şey düşünmüyor gibiydi. Metro alt geçidine inip otobüs kartını yükleyip eve gidecekti. Merdivenleri inerken birden karnında bir acı hissetti. Sanki bir kaleciydi ve hızla gelen, gol olmasına izin vermediği cisim de top değil de kocaman bir taştı. O taş, gelip karnına oturmuştu ve birden inanılmaz bir acıya sebep olmuştu.
Bir an duraksadı. “Keşke bazen bıraksam da gol olsa.” diye düşündü. “Keşke umursamasam karşımdakini, keşke gol attı diye sevinse de ben bu acıyı hissetmesem...” O an, kulaklığından gelen şarkıya takıldı: “Çok yorgunum.” diyordu, “Beni o limana çıkaramazsın.”
İşte her seferinde olduğu gibi yine terk edilmişti. Üstelik hiçbir sebep gösterilmeden. Belli süre boyunca birisinin egosunu tatmin edebilmişti sadece. Karşıdakinin canı sıkılınca da şut ve gol! İşte golü en savunmasız anında yemişti yine. Ne değişmişti? Sonuç? Yine mağlubiyet.
Bu sırada farkında bile olmadan metroya binmişti. Bu kafayla eve gitse düşünür düşünür ama ölmezdi. Gidebildiği kadar gidecek sonrasında da jübilesini yapacaktı. Kararlıydı. Sessizce, kimse onu izlemeden, bir teşekküre muhtaç şekilde, hiç tezahürat olmadan, boy boy fotoğrafları çekilmeden bunu yapacaktı. Bitiş düdüğünü beklemeyecekti bu kez. Hayatta ilk kez kendisi için bir şey yapacaktı. Şimdi kim şampiyon olmuş, kim gol kralı olmuş umrunda değildi. “Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman” düşlüyordu sadece.
Bir an duraksadı. “Keşke bazen bıraksam da gol olsa.” diye düşündü. “Keşke umursamasam karşımdakini, keşke gol attı diye sevinse de ben bu acıyı hissetmesem...” O an, kulaklığından gelen şarkıya takıldı: “Çok yorgunum.” diyordu, “Beni o limana çıkaramazsın.”
İşte her seferinde olduğu gibi yine terk edilmişti. Üstelik hiçbir sebep gösterilmeden. Belli süre boyunca birisinin egosunu tatmin edebilmişti sadece. Karşıdakinin canı sıkılınca da şut ve gol! İşte golü en savunmasız anında yemişti yine. Ne değişmişti? Sonuç? Yine mağlubiyet.
Bu sırada farkında bile olmadan metroya binmişti. Bu kafayla eve gitse düşünür düşünür ama ölmezdi. Gidebildiği kadar gidecek sonrasında da jübilesini yapacaktı. Kararlıydı. Sessizce, kimse onu izlemeden, bir teşekküre muhtaç şekilde, hiç tezahürat olmadan, boy boy fotoğrafları çekilmeden bunu yapacaktı. Bitiş düdüğünü beklemeyecekti bu kez. Hayatta ilk kez kendisi için bir şey yapacaktı. Şimdi kim şampiyon olmuş, kim gol kralı olmuş umrunda değildi. “Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman” düşlüyordu sadece.
17.05.2018
Arkadaş
Aldığım her nefesin zehir olmasından, hayatımın çoğunu hastanelerde geçirmekten, kötüyken bile “İyiyim.” demekten, insanlardan, onların ön yargılarından, yanlış yapma korkusundan, derdimi anlatamamaktan, anlaşılamamaktan, sevdiğimi anlatmaya çalışmaktan, kırgınlıklarımı içime atmaktan, karamsarlıkla suçlanmaktan, aradığım zaman telefonların açılmamasından, aldatılmaktan, aldatamamaktan, değersizleştirilmekten, sevdiklerime uzak kalmaktan, sevdiğini söyleyip nefretini kusanlardan, ölümlerden, ilaç içmekten, içtiğim ilaçların yan etkilerinden, sürekli “Aman, nöbet geçirmeyeyim.” korkusundan, yapmacık sevgi gösterilerinden, yalnız kalmak istediğimde dibimde bitenlerden, yalnız kalmak istemediğimde bir mesaja bile cevap vermeyenlerden, sevginin çözüm olacağına inanmaktan, yok sayılmaktan, saygısızlıklardan, bencilliklerden, yüreğim ağzımda yaşamaya çalışmaktan, üzülmekten, üzmekten, kalitesizlikten, cahillikten, sürekli “Para yetecek mi?” düşüncesinden YORULDUM.
“yoruldum değiştirmekten kanını yüreğimin
ne zaman bitecek bu hüzün?”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)