İnsan, mücadele verdiği, toprağına alınterinin karıştığı, yaşamaya çalıştığı şehirleri özlüyor. Bu anlamda bir ilktir benim hayatımda Bursa.
Sorsanız, Bursa'yı sevmediğimi söylerim. Yalan! Özledim diyemem ki. Bunu kendime bile itiraf edemem. Eğer Bursa'yı özlediğimi fark edersem, bedenimde ruhumu hapsedemem.
Setbaşı'ndan geçerken intihar eden adamla ilgili bir efsane anlatılır. Tabipler Lokali'nde her daim kafa dağıtılır. Yeşil Türbe'ye gece girmenin etkisi bir başkadır. Hünkâr Köşkü'ndeyseniz, bütün Bursa ayaklarınızın altındadır. Eski Adliye Çay Ocağı'nda çayın tadı başkadır. Acıkırsanız, yemek isteyeceğiniz şey, belli saatlerde oraya gelen amcanın pilavıdır. Heykel'de her zaman patenli gençler takılır. Nilüfer'de olmak, gülümsemek için bir fırsattır. FSM'de eğlenceye eğlence katılır. Kültürpark'ta doğanın tadına varılır. Bursaspor maçı varsa herkes yeşil-beyaza boyanır. Şehreküstü, ismiyle ilgili birçok rivayet barındırır. Deniz görmek isteyen, kısa sürede Mudanya'ya varır. Cumalıkızık'ta kızarmış ekmek kokusu, insanı kahvaltıya çağırır. Görükle'de hayat, gençlere odaklıdır.
Ertuğrulkent'te ise Red Baykush Cafe, insanın ikinci evi olmaya hazır, kahvenin yanında güler yüzün ikram edildiği beş yıldızlı bir mekândır.
Durum böyle olunca, Bursa'ya kış gelmez. Bakmayın insanların Uludağ muhabbetine. Bursa'da yılın her ayı samimiyet yağar da gökten, hiç erimez.
22.08.2015
15.08.2015
Berceste
Bir bahar sarhoşluğunun çakırkeyifliği benimkisi. Bu kez
yeni yetme çiçeklerimin ihanetlere uğramadan yeni mevsimlere yol alacağına
inanıyorum. İnsan, önemli olduğunu hissetmek istiyor çoğu kez. Ve sadece tensel değil; tinsel temaslar istiyor ruhunun
mahrem yerlerinde. Bir zaman sonra inanıyor kadere. Uğruna onlarca kez
üzüldükleri değmiyor çünkü bunu görüyor ve gittikçe garipleşen dünyasına
insanları sokarken biraz daha umursamaz, biraz daha olgun, sessiz olmayı
öğreniyor.
Hayat bir kumardı, ben en başında kaybettim. İşte o gün,
aşkta kazanmaya yemin ettim. Yeri geldi yıllarca gözüm yalanları görmedi. Şimdi
ise birkaç ayda biyolojik yaşımı birkaç kez hatim ettim. Ses tonunun ayırt
ediciliğine vardığım an, özlediğimi anlayıp hemen oradan kaçmak istedim. Ancak
kaçmadım. Bu kez insanlardan kaçmamam gerektiğini, cesaretimi toplamam
gerektiğini söyledi belki Tanrısal bir ses. Oturdum yanında,kaldım. Art
niyetsiz sevdaların farkına vardım. Sanki şehir birden değişmiş, insanları ete
kemiğe bürünmüşlerdi. Yürürken kafamı öne eğmeyip, insanlarla göz göze
gelmekten korkmadım uzun zamandır. İçtiğim çay acı gelmedi, oynadığımız oyunda
yenilmek koymadı, ders konularını anlamayışımı umursamadım. Yanımda sen vardın.
Belki de ben sadece sana odaklanmıştım ve kötü şeyleri algılamadım.
Susup dinlemenin tadına vardım. Çünkü senin o allı pullu
dünyanda anlatacak bir masalın, okuyacak şiirin, söyleyecek bir sözün hep
vardı. Kültürüne hayran kaldım. Hayat karşısındaki adam gibi dik duruşun,
saçların gibi dalgalanıyordu beynimin mor’a çalan yanında.
Mutluluk diyorlar belki bunun adına. Ben bilmiyorum oysa.
Bir insan nasıl davranır ki mutlu olunca? Bak, mutluluktan yazamadım bile
uzunca.
Bu yazdıklarım, düşlerimin mutluluk içerisindeki
görüntüsüdür,bilirsin, “çiçekler sevildikçe büyür. gitme diyorum sana gitme,
çiçeklerim benimle ölür..”
31.05.2011. Berceste.
3.08.2015
AKLIMDA
" Görmedim, dokunmadım, sesini duydum sadece,
Özledim ama, sadece özledim!"
Böyle diyordun Ali'm bir gönderinin altında. Bazen hepimizin özlemeye bile ihtiyacı olur ya!
Gülümsemelerin fidanları saklı durur hep sesinin tokluğunda. Bugün kötü haber adı altında bana dedin ki "lenfoma". İyi de Ali'm , ben sana "Adınla yaşa!" derken hayat seni sırtından vursun demedim ki! O kötü dediğin haberler karşı koyamaz hem senin dik duruşuna.
Sen ki Ali'sin , bakışların geçer lacivertin şiir tonuna. Zannetme ki mutsuz ediyorsun insanları, ben bizzat biliyorum ki "şükür" oluyorsun sevenlerinin dudağında.
Beni üzdüğün tek nokta, hâlâ kahve borcun var bana. Hani ben söyleyecektim kahveleri? Unutmadım bak, her kelimen "aklımda".
Fincana kahve koydum, gel...
https://youtu.be/WWPPdBRCXrs
Özledim ama, sadece özledim!"
Böyle diyordun Ali'm bir gönderinin altında. Bazen hepimizin özlemeye bile ihtiyacı olur ya!
Gülümsemelerin fidanları saklı durur hep sesinin tokluğunda. Bugün kötü haber adı altında bana dedin ki "lenfoma". İyi de Ali'm , ben sana "Adınla yaşa!" derken hayat seni sırtından vursun demedim ki! O kötü dediğin haberler karşı koyamaz hem senin dik duruşuna.
Sen ki Ali'sin , bakışların geçer lacivertin şiir tonuna. Zannetme ki mutsuz ediyorsun insanları, ben bizzat biliyorum ki "şükür" oluyorsun sevenlerinin dudağında.
Beni üzdüğün tek nokta, hâlâ kahve borcun var bana. Hani ben söyleyecektim kahveleri? Unutmadım bak, her kelimen "aklımda".
Fincana kahve koydum, gel...
https://youtu.be/WWPPdBRCXrs
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)