15.08.2015

Berceste

Bir bahar sarhoşluğunun çakırkeyifliği benimkisi. Bu kez yeni yetme çiçeklerimin ihanetlere uğramadan yeni mevsimlere yol alacağına inanıyorum. İnsan, önemli olduğunu hissetmek istiyor çoğu kez. Ve sadece  tensel değil; tinsel temaslar istiyor ruhunun mahrem yerlerinde. Bir zaman sonra inanıyor kadere. Uğruna onlarca kez üzüldükleri değmiyor çünkü bunu görüyor ve gittikçe garipleşen dünyasına insanları sokarken biraz daha umursamaz, biraz daha olgun, sessiz olmayı öğreniyor.
Hayat bir kumardı, ben en başında kaybettim. İşte o gün, aşkta kazanmaya yemin ettim. Yeri geldi yıllarca gözüm yalanları görmedi. Şimdi ise birkaç ayda biyolojik yaşımı birkaç kez hatim ettim. Ses tonunun ayırt ediciliğine vardığım an, özlediğimi anlayıp hemen oradan kaçmak istedim. Ancak kaçmadım. Bu kez insanlardan kaçmamam gerektiğini, cesaretimi toplamam gerektiğini söyledi belki Tanrısal bir ses. Oturdum yanında,kaldım. Art niyetsiz sevdaların farkına vardım. Sanki şehir birden değişmiş, insanları ete kemiğe bürünmüşlerdi. Yürürken kafamı öne eğmeyip, insanlarla göz göze gelmekten korkmadım uzun zamandır. İçtiğim çay acı gelmedi, oynadığımız oyunda yenilmek koymadı, ders konularını anlamayışımı umursamadım. Yanımda sen vardın. Belki de ben sadece sana odaklanmıştım ve kötü şeyleri algılamadım.
Susup dinlemenin tadına vardım. Çünkü senin o allı pullu dünyanda anlatacak bir masalın, okuyacak şiirin, söyleyecek bir sözün hep vardı. Kültürüne hayran kaldım. Hayat karşısındaki adam gibi dik duruşun, saçların gibi dalgalanıyordu beynimin mor’a çalan yanında.
Mutluluk diyorlar belki bunun adına. Ben bilmiyorum oysa. Bir insan nasıl davranır ki mutlu olunca? Bak, mutluluktan yazamadım bile uzunca.  
Bu yazdıklarım, düşlerimin mutluluk içerisindeki görüntüsüdür,bilirsin, “çiçekler sevildikçe büyür. gitme diyorum sana gitme, çiçeklerim benimle ölür..” 



31.05.2011. Berceste.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder