Bir bahar sarhoşluğunun çakırkeyifliği benimkisi. Bu kez
yeni yetme çiçeklerimin ihanetlere uğramadan yeni mevsimlere yol alacağına
inanıyorum. İnsan, önemli olduğunu hissetmek istiyor çoğu kez. Ve sadece tensel değil; tinsel temaslar istiyor ruhunun
mahrem yerlerinde. Bir zaman sonra inanıyor kadere. Uğruna onlarca kez
üzüldükleri değmiyor çünkü bunu görüyor ve gittikçe garipleşen dünyasına
insanları sokarken biraz daha umursamaz, biraz daha olgun, sessiz olmayı
öğreniyor.
Hayat bir kumardı, ben en başında kaybettim. İşte o gün,
aşkta kazanmaya yemin ettim. Yeri geldi yıllarca gözüm yalanları görmedi. Şimdi
ise birkaç ayda biyolojik yaşımı birkaç kez hatim ettim. Ses tonunun ayırt
ediciliğine vardığım an, özlediğimi anlayıp hemen oradan kaçmak istedim. Ancak
kaçmadım. Bu kez insanlardan kaçmamam gerektiğini, cesaretimi toplamam
gerektiğini söyledi belki Tanrısal bir ses. Oturdum yanında,kaldım. Art
niyetsiz sevdaların farkına vardım. Sanki şehir birden değişmiş, insanları ete
kemiğe bürünmüşlerdi. Yürürken kafamı öne eğmeyip, insanlarla göz göze
gelmekten korkmadım uzun zamandır. İçtiğim çay acı gelmedi, oynadığımız oyunda
yenilmek koymadı, ders konularını anlamayışımı umursamadım. Yanımda sen vardın.
Belki de ben sadece sana odaklanmıştım ve kötü şeyleri algılamadım.
Susup dinlemenin tadına vardım. Çünkü senin o allı pullu
dünyanda anlatacak bir masalın, okuyacak şiirin, söyleyecek bir sözün hep
vardı. Kültürüne hayran kaldım. Hayat karşısındaki adam gibi dik duruşun,
saçların gibi dalgalanıyordu beynimin mor’a çalan yanında.
Mutluluk diyorlar belki bunun adına. Ben bilmiyorum oysa.
Bir insan nasıl davranır ki mutlu olunca? Bak, mutluluktan yazamadım bile
uzunca.
Bu yazdıklarım, düşlerimin mutluluk içerisindeki
görüntüsüdür,bilirsin, “çiçekler sevildikçe büyür. gitme diyorum sana gitme,
çiçeklerim benimle ölür..”
31.05.2011. Berceste.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder