Konuşuyorum, olmuyor; konuşmuyorum, olmuyor.
Seviyorum, olmuyor; sevmiyorum, olmuyor.
Ben bu çağda yaşama hastalığına yakalandım. Sonuçta kimse isteyerek hasta olmuyor. Bugüne dek hep beni “en çok” düşünenlerden orijinal terk etmeler aldım. Öyle çok sıktı ki bu çağın eli, kalbimi... Şimdilerde o el görünmese bile kalbim bir gül tomurcuğu gibi damarlarından yoksun ve kurumuş hâlde.
Herkes gider tabii, sonsuz ilişkilere inansam Nietzsche’yi sevmezdim. Sadece gidişin de bir adabı olmalı. Ben güzel temennilerle uzaklaşırken o, beni çok seven kişinin “Ok, bye!” demesi de yine ucuz yırttığımın bir göstergesi de olsa beni üzüyor. Dediğim gibi, bu çağda yaşama hastalığına yakalandım. İlacım, ağrı kesici muadili olan gülümsemeler. Tedavi yok. Kronik bir hastalık. Bu çağda yaşamama hakkımdan ise kimsenin haberi yok.