28.02.2015

Yaşar Kemal'e.

Ne zamandır hastaydın . Ve ben duaları uç uca ekleyip gönderiyordum sana. Elimden bu geliyordu. Daha fazlasını yapamadım, bağışla. Okudum seni satır satır. Kahraman bildim, canım sıkıldığı anlarda. Bizim, öyle Superman gibi yapma kahramanlara ihtiyacımız yoktu, olmadı tarih boyunca. Dehaları, kurtarıcıları kendi bağrımızdan çıkarabildik yüyıllarca. Sen de onlardan biriydin. Soğuk tavırlardan üşüdüğüm zamanlarda seni okuyup Adana’nın sıcakkanlı havasını ensemde hissederim.

Lakin şu an, şu gün, şu 28 Şubat denilen gün, gittin. “O güzel atlara binip gittin.” Gitme diyemezdim, yüzüm yoktu çünkü. Çünkü seni okuduğum hâlde belki de beklediğin gibi biri değildim. Bu kötü dünyaya yaraşmayacak kadar doğru sözlü ve merttin. Gitme diyemezdim, çünkü normalde senin kitaplarını bulamadığımız kitapçılarda, hasta olduğunda kitaplarının en ön raflara dizildiğine şahitlik ettim. Gittiğinde, “Aa Yaşar Kemal zaten ölmemiş miydi?” diyen insanların oksijen israflarını seyrettim… Gitme diyemezdim.

Şimdiki nesle vampir kitapları hoş gelirken sosyal medya ortamında sadece “havaları” olsun diye geçiriyorlar belki de adını. Ben, kahroluyorum, seninle aynı zamanlarda yaşayıp, aynı sokaklardan geçip, aynı haberleri izleyip, aynı filmlere gidip, aynı havayı teneffüs edip de kıymetini yeterince bilemediğimiz için… İşte bu yüzden de gitme diyemezdim.


Sen, edebiyatımızın çınarısın.. Bizi affet, bizi bağışla, “Sarı Sıcak”  gülümse bize usta…  “Yer Demir Gök Bakır” artık bizim için, “İnce Memed” sen gidince “Tek Kanatlı bir Kuş” olarak kaldı, “Deniz Küstü”, “Kuşlar Da Gitti” seninle, “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana”… Ama bu toprağı, insanlığı seven herkesin kalbinde her daim yerin olacak. Ve “Yaşar” her zaman “Kemal”ler döndükçe dünya… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder