Sunak Kafe’nin en kıdemli müşterisi muhtemelen benim. Adım Can. Yıllardır buraya gelirim, aynı masaya ve aynı yöne bakan sandalyeye otururum. Çünkü o açıdan gökyüzünü daha iyi görüyorum. Gökyüzünü görmesem yaşadığımı pek hissedemiyorum. Özgürlüğün tanımı, bence gökyüzüyle alakalı.
Bu kafeyi ilk başta iddiasız olduğu için seçmiştim. Belki benim kafeye dönüşmüş hâlimdi. Sürekli siyah giyen benim için bu kafe içinde herhangi bir dekor gibi durmak keyif verici. İnsanlar beni fark etmesinler istiyorum. Çünkü artık ilgi delisi oldum. Evet, kendimi de hep severim. Her ne kadar yalnız kovboy imajı çizsem de bunu narsisizme kaçan benlik sevgime borçluyum. Bu nedenle kimseyi sevme ihtiyacı duymam. Sınırlarım net, duvarlarım yüksektir. Zaman zaman bundan sıkılırım da yine de karizmayı çizdirmemek için didinirim. Mesela beni yıllardır seven Esra... Tanıştığımız günden beri beni benden çok sevdiğine eminim. Esra zaten çok iyi biri. Bu yüzden üzülüyor hep. Ama benim gibi birine değer vermesi de olacak iş mi? Geçenlerde aradı, tam Sunak Kafe’de oturmuşum, kahvemi içiyorum... Neymiş, fedakârlık yapmam gerekiyormuş. Fedakârlık anlayışlarımızın farklı olduğunu ona anlatamıyorum uzun zamandır. İnsan, kendini anlatamayınca ve ısrar karşısında kırıcı olabiliyor. Onu kırdım. Ama eminim ki o, bunları uzun uzun düşünecek ve biz yine güzelliklerde buluşacağız.
Çevremde çok insan var oysa ben birkaçına güveniyorum: Sunak Kafe’de çalışan Emin gibi... Adının etkisi var mı bu güvende, bilmiyorum. İşini o kadar iyi yapıyor hata payı bırakmıyor. Ben de siparişimi ondan başkasına veremiyorum. Sözel olarak hiç muhabbetimiz olmasa bile yıllardır arkadaşız. Bakışlarla veya tavırla... O bana “Hoş geldiniz Can Bey.” diyor, ben ise gülümsemekle yetiniyorum. Sanırım konuşursam, samimi olursam diğerleri gibi olmasından korkuyorum. Muhtemelen o, benim soğuk nevale olduğumu düşünüyor. Düşünsün. Ama Emin hep yerinde kalsın, hiç gitmesin istiyorum. Eğer onunla bir sorun yaşarsam sadece bir insan kaybetmekle kalmam, bir nefes alma durağımdan da olurum. Üstelik kafenin kedileri Lila, Güleç ve Leo’dan da mahrum kalırım. Kedileri severim ama belki de Emin’le etmek istediğim muhabbeti kedilere yöneltiyorum. Belki bir gün Emin’le de kaygısız muhabbetlerimiz olur, kim bilir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder