"Beni kimse senin kadar sevmedi." dedi kadın. Aslında adamın kendisini sevmediğini biliyordu ama inanmak istemiyordu buna. Kandırılmaya ihtiyacı vardı belki de. Yalancı sevgilere inanır gibi yapmak o an için işine gelecekti.
Kadın bunları söylerken adam zevkten dört köşe şekilde gülümsüyordu. Yüzünde haince bir ifade. İçinden, "Nasılsa" diyordu, "Beni körü körüne seviyor bu kadın. Gitmez hiçbir zaman hiçbir yere."
Kadınsa senelerin emeği omuzlarında, sevgisinden anlayacağını düşünüyordu adamın. Adamın dudakları arasında sıkışıp kalmış, adam dudaklarını açsa düşüyor, kapatsa boğuluyordu sanki. Bir tek cümleye muhtaçtı ve adam da onu söyledi: "Seviyorum seni."
Adam sonraları onu terk etti tabi ki. Öyle mutlu sonla falan bitmedi. Her şeyin sona erdiği coğrafyalarda bir aşkın bitmesi çok da mühim değildi. Hele de tek taraflıysa...
Kadın, içinde büyüttüğü aşka adamı yakıştırmaya çalışmıştı o yıllar boyunca. Adam ise hep aynı serserilikte ve hainlikte doldurmuştu son kullanma tarihini usulca.
Gitmesi mesele değildi, ama kadın, şimdi kime, nasıl güvenirdi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder