27.07.2019

Unuttum

Unuttum seni sevgilim. Öyle böyle değil, “dipten ve derinden” unuttum hem de. Yarım değil, bütünüyle unuttum. Bana yaptığın sürprizleri, söylediğin güzel sözleri, gülüşünü, bakışını hatta ses tonunu bile unuttum. Seninle nerelere gittik, en çok hangi yemeği seversin, nelerden nefret edersin unuttum. Hangi mekânları tercih edersin, arkadaşların kimlerdir, kaç kardeşin var unuttum. Beni hangi tarihte, neden terk ettin; ben o süreci nasıl atlattım, unuttum.
Unutmak istemezdim oysa. Bir şarkı dinlediğimde aklıma gelmeni, bir kitap gördüğümde “Bunu o da okumuştu.” demeyi, nereli olduğunu, nasıl tanıştığımızı hatırlamak isterdim. Kalbimin mühürlü bir odasında seni sonsuza dek saklamayı ve bu yüzden zaman zaman acı çekmeyi isterdim.
Unutmamın nedeni tamamen fiziksel de olsa bu durum bende ruhsal açıdan öyle güzel bir huzur yaratıyor ki... Durum böyle olunca bana kimse zarar veremiyor. Belki sen de beni terk ederken sensiz çok üzüleceğimi düşünmüşsündür. Ancak hayatımdaki bütün kötücül olaylar, benim daha fazla unutmamı sağlıyor; hepsi bu. Şimdi seninle yolda karşılaşsam “Bir yerden hatırlıyorum.” deyip selam bile verebilirim sana. Kör bedduaları hak eden biri olduğunu arkadaşlarım söylemese ara ara, hatırlamam bile.
Şarkıda “Sen de unutama beni.” diyordu ya; evet, unutama beni. Çünkü unutmak özgür kılıyor insanın bedenini. Unutmak, çocuksu bir heyecan katıyor insanın gülümseyişine. Unutmasam, bana seni sorduklarında sadece bir isimden ve fiziksel bir bedenden ötesini hatırlardım. Unutmasam, yaralı bir kimlikle karşılaştığımda aşkın imkânsızlığını düşünüp ağlardım. Unutmasam, veresiye edindiğim şu gökyüzünün hesabı kabarttığına yanardım.
Şimdi, sadece her gece büyük bir hevesle uyuyorum. Bir sabah uyandığımda kendi adımı bile hatırlamayacağım günlerin hatırına, şu an hâlâ ezberimde olan şarkıları aynanın karşısında söylüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder