“Platanus Acerifolia” daha havalı duruyor aslında. Boyum çok uzun değil, melez olduğumdan farklı özellikler taşırım biraz da. Geniştir yapraklarım, yağmura ve Güneş’e çok iyi dokunurum bu sayede. Ama illaki yaprak dökme mevsimi gelir. Üşürüm biraz fakat bilirim ki bu, bir çeşit yenilenmedir. Arınır ruhum eski, ruhumu yansıtmayan yapraklardan. Öyle olmasa zaten 1000 yıldır yaşıyor olmazdım. Gövdemdeki kabukları da atarım dışarı. Benim zamanım bahardır. Çiçeklenirim her nisanda. Sarılı kırmızılı çiçeklerim selam dururlar Güneş’in göz kırpmasına. Cemreleri törenlerle karşılarım toprağa bağlı olsam da. Meyvelerim ikili salkım olarak sallanır. Ne de olsa yalnızlık zor zanaattır, bari onlar ayrılmasın. İnsanlar yüzünden arkadaşlarımın çoğu kent merkezlerine hapsoldular. Yine de diğer türlere nazaran çok dayanıklılar. Ben şanslıyım, kocaman bir arazinin ortasındaki evin önünde takılıyorum. Yanımda boyu benimle bir, rüzgâr türbini var. O da tek başına. Yoldaşlık ediyoruz birbirimize. Esen yelden biz sorumluyuz. Hem ev sahipleri, dallarıma nazar boncukları bağladı. Herkes benimle fotoğraf çekiliyor. Konuşsam daha neler anlatırım oysa! Buraya nasıl geldiğimi, kimleri, hangi savaşları gördüğümü... Şimdi, onlara ferah gölgeler ve bol oksijen sunuyorum. Bakmayın ilkbaharı övdüğüme. Ben asıl sonbaharda kahverengi duruşumla dünyaya meydan okuyorum.
https://open.spotify.com/track/73CKjW3vsUXRpy3NnX4H7F?si=vnHPzogPRNm01Qabnpsdsg&dl_branch=1
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder