25.04.2021

Oksijen

 “Bıraktım seni kopkoyu karanlığında.” 


Krallıklarının tadını çıkaranlar umurumda bile değil. Yemyeşil çimenlere uzanıp, masmavi göğe göz kırpıp saatlerce kitap okumanın huzuru paha biçilemez. Dağların ruhu var, çiçekler çok narin, ağaçlar güler  yüzlü, bulutlar kızmaya meyilli, gökkuşağı elmas kadar değerli, toprak hep fedakâr, Ay hep samimi... Doğanın parçası olan insan, bu tabloda olamıyor çünkü insan, kendini doğaya ait olarak görmüyor. 

Ben ise kendimi hayvanlara yakın gördüm hep. Çiçek olamam, dağ olamam ama belki hayvan olarak yerim olur Doğa Ana’nın sofrasında. Bir böcek mi, bir penguen mi, koala mı, semender mi, atmaca mı yoksa? Belki de Anka Kuşu olurum da insanların ulaşamadığı Kaf Dağı’nda huzur bulurum. “Simurg” da deseler olur bana. Yanarım, her insanda alev alev yanarım da sonra küllerimden yeniden doğarım hem. Belli mi olur? 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder