6.04.2021

Ouroboros

 Kucağında yıldızları besleyip büyütmek istermiş. En çok da gök cisimlerinin ruhu olduğuna inanırmış. Büyümüş sonra... 

Boynuna hüzün tasması takarak salmışlar onu dünyaya. En büyük zaafı da insanları yıldız zannetmekmiş. Kollarını açmış hep onlara. Üstelik kimisi de çok önce ölmüş meğer, sonradan geliyormuş bunun görüntüsü. Aynı yıldızlar gibi... Ama hiçbir insan parlak değilmiş o kadar ve insanlar, gördükleri iyilikleri ışıl ışıl yansıtmazlarmış. 

Doğanın döngüsü içinde hayat delisi olanlara hep imrenmiş. Onun aşinası olduğu mitler hep çürümüş çünkü, düşlerin aritmetiğini de hiç çözememiş. Sıkıntılarla yüzleşemediği için de dönüşmüş kendi kuyruğunu ısıran bir yılana. Ortada dünya kadar hayat ağacı, o ise çevresinde dönüp duran Ouroboros olmuş. Şehir efsanelerinin konuğuymuş. Rüyadan fazla, hayattan eksik yaşamış durmuş... 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder