23.03.2023

Ohio

      İlkbaharın adımlarıyla bütün doğa uyanmıştı. Dünya diyemeyeceğimiz bu gezegende sadece iki mevsim vardı: ilkbahar ve sonbahar. Gündüz süresi uzarken gökyüzünde aynı anda hem dolunayı hem güneşi görebiliyorduk. Birkaç hafta sonra dolunay, sonbaharda aramızda olmak üzere yerini tamamen güneşe bırakacaktı. Her ikisinin bize göz kırptığı bu güzel geçiş mevsiminde bir yanda dolunaya tanıklık eden, kuru dallardan ibaret beyaz ağaçlar; diğer yanda ise sağlam dalları ve yeşil kalmasıyla bilinen ohio ağaçları vardı. Bizler de kendimizi doğaya bırakmıştık. Saçlarımın bembeyaz hâli, her zaman ciddi olan yüzüme bir yumuşaklık katıyor muydu, bilmem. Arada saçlarıma papatyalar takardım ki baharı bir çocuk şenliğiyle karşılayayım. 

     Bu gezegene kaçarak gelmiştim. Demişlerdi ki: “Yeni bir gezegen keşfettik. Gönüllü 100 kişiye ihtiyacımız var.” Gönülsüz olduğum ilişkilerden bıkmış biri olarak bu işe gönüllü olmuştum. O gezegene “Savi” adını vermişlerdi ve Savi’nin canlı yaşamına elverişli olduğu keşfedilmişti. Yine de insan, bilinmeyenden korktuğu için önce bizi buraya yolladılar. 100 kişi olarak buraya taşındık. Şimdi, eskisi gibi olmayalım diye sayımızı rastgele arttırmıyoruz. Herkesin herkesi tanıması, burada avantaj bile sağlıyor. Hepimiz bir şeylerden kurtulmak için geldiğimizden, birbirimize karşı çok anlayışlı olabiliyoruz. Zaten her şeyi sıfırdan yapmak zorunda olduğumuz için de huzursuzluğa ayıracak vaktimiz kalmıyor. Dünyadaki 1 gün, buradaki 6 saate eşit. Yaşlanmayı bile dert etmiyoruz yani. 

     Gezegenin en güzel yanı da her yerinde gelinciklerin açması. Üstelik her zaman rastlayabilirsiniz bu ateş tarlalarına. Bu gezegende birkaç yüz insan, kuşlar ve diğer canlılarla doğanın içinde, çok güzel yaşıyoruz, dünya sanki avucumuzun içinde… 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder