15.03.2016

Eski

Yeryüzünün çok zalim olduğu bu zamanlarda insan  durup düşünüyor: Ruh nedir?
Ruh, sadece bir düşünceden mi ibarettir yoksa öfkenin tek umut olduğu bir savaşı mı belirtir, bilmek zor.
İnsan, ruhunun üstüne eski bir kıyafet giymiş gibi. Yırtık pırtık, rengi solmuş, tozlu bir kıyafet. Doğar doğmaz bu kılığa bürünüyor ruh ve insan ne yaparsa yapsın bu kıyafetten sıyrılamıyor. Çünkü insan, kendinden öncekilerin devamı. Çünkü bazı genlerin birleşimini taşıyor. Bu eski elbise de zaten naftalin kokan bir miras. Geçmişin yükünü geleceğe taşıyor. İnsan, isterse bu mirası zamanı gelince devredebilir, isterse de bu acıyı kendiyle sonlandırabilir. Nasıl mı? Dünyaya çocuk getirme mevzusu. Eğer bu dünyaya kendi genlerini aktardığı bir çocuk getirirse, o zaman bu elbise çocuğa da geçer. Ve bu şekilde bir kısır döngü devam eder. Eğer çocuk düşünmezse hiç, işte o zaman elbise de kendiyle birlikte tarihe gömülür.
Gün geceye, gece de dolunaya elbet kavuşur. Önemli olan, ruhun bağışlanma günüdür. İşte o zaman, insan elinin tersiyle eski elbisedeki tozu hafifçe silkebiliyorsa ne alâ!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder