“Hamilesin.”
Bunu psikoloğumdan duymasaydım görece güzel bir cümle diyebilirdim. Ne demek hamileyim?
İnsan, hayatla girdiği ilişki sonucu hamile kalabilirmiş. Bu hamilelikte “çocuk” insanın vücudundaki vitaminleri sömürebilirmiş. Sağlıklı kalabilmek için dışarıdan takviye şartmış. Doğumun ne zaman başlayacağı ve ne kadar süreceği kişiden kişiye göre değişirmiş. Eğer doğum normal olursa sonrasında iyileşmek daha kolay olurmuş. Yok, sezaryen olursa…
Ruhsal hamilelikler, psikologlar tarafından doğuma çevrilirmiş. Dua edelim ki çocuk içimizde ölmesin, zehirleyiverirmiş bizi.
Benim doğumum normal olamadı. İçimde yıllar yılı taşımışım bazı şeyleri. Çok sancılı bir süreçti. Sezaryen olması gerekti. Psikoloğum aslında normal doğum için çok şans verdi ama bünyem normal olacak her şeye ters gibiydi. En sonunda vurdular neşteri. “Çocuk” dışarı çıkınca aslında rahatladım ama alışık olduğum şey zorluk olduğundan şaşkındım, rahatlığa alışamıyordum. Nurtopu gibi olan travmalarımı görmüştüm.
Doğumdan sonra o dışarı attığımız her ne varsa hemen uçup gidiyormuş. Gitti. Geriye bedenimde kocaman bir kesik izi ve sezaryenden sonra ayağa kalkmaya çalıştığımda hissettiğim acı kaldı. Zamanla o acılar da unutulur. Şimdilerde psikoloğum bana girmek zorunda kaldığım bu hayat ilişkisinde koruyucu kullanabilmeyi öğretmeye çalışıyor. Eh, ne diyelim şimdi Freud düşünsün.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder