5.09.2023

Egzama

     İnsan biriktirmenin güzelliğine methiyeler düzdüğüm zamanlar oldu. Birçokları gibi... Yirmili yaşlar tam da "Her yerde tanıdığım olsun." yaşlarıymış. Şimdi, otuzların ortasına ilerlerken o zamanlardan ders alıp çok insan biriktirmenin vahametini dehşet içinde izliyorum. Çünkü insan demek dert demekmiş ve çok dert taşıyabildiğim hâlimi geride bırakıyorum. 

    Hayatıma uzaktan baktığımda hayatımın egzamalarla dolu olduğunu görüyorum. Empati kurmaya, anlamaya çalıştığım insanların pırıl pırıl hayatıma yara olduğunu fark ediyorum. Egzama deyip küçümsemeyin. Bir kere geldi mi kolay kolay geçmiyor ve tek ilacını ruh doktoru yazabiliyor. Bir toksik kişiyi hayatımdan çıkarsam da bir yaram iyileşse diye ne savaşlar veriyorum, ne paralar ödüyorum. Tamam tamam, hayatım öyle pırıl pırıl olmayabilir ama sonuçta bir kez yaşanacak. Başkaları nedeniyle yara almasına, pul pul dökülmesine daha çok üzülüyorum. Üzüldükçe de egzamalar artıyor. Oysa bebek gibi muamele görmeyi kim hak etmez ki? Bundan dolayı insanları hayatımdan çıkarırken tereddüt etmiyorum. Bu, çok basit bir şey gibi görünse de ben bunu yapmayı yeni yeni öğrendiğimden "Bakın, ne güzel kurtuldum!" şovuna devam edeceğim. Sonuçta yine de yara izleri kalıyor geride. Ama en azından o insanların yeni yaralar açmasına fırsat vermiyorum. Muhtemelen bu durum beni bir monolog üstadı yapacak. Eh, bunca cıvıklığın içinde de bununla gurur duyulur ancak.


(40'lı yaşlarda da iyileştirmeye bile uğraşmayacağım şeyler işte.)   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder