|
29
|
"Hatırlar mısın bir gün geziye gitmiştik beraber? Ben sendeleyip yere düşecek oldum ama dizimi çarpıp kurtulmuştum. Dizimden 'mor'luk ve acı bir ay geçmedi. Ben geçmemesine sevindim. Çünkü o bile seni unutmamam için yeterliydi. Ben hep seni unutmaktan korktum. Ve sen, sen bana öyle acılar bırakmıştın ki, yokluğunda hep onlarla avundum. Evet, o yok ama onun mirası var deyip uyurken bile ağlar oldum. Ben, içinde sen olan her şeyle mutluydum!"
Adam, devam etti tekilasını içmeye. Diş ağrısını bastırdığı gibi bütün yoksunluklarını da örtmesi niyetiyle.
Kadın, doğuştan anaç bir karaktere sahipti. Adama gösterdiği şefkat, alâka ve yüzsüzlüğüyle tıpkı adamın annesi gibiydi. Hz. Meryem bu kadını görse, İsa'nın asİ'liğine içerlerdi.
Adam, vurdumduymazlığı kendisine maske edinmiş sadece içmekte iken, kadın obsesif düşüncelerini uzaklaştırmaya çalışıyor ancak yine de yoldan geçen arabaları görünce plâkalarındaki harflere ve sayılara dikkat etmekten kendini alamıyordu.
Kadın, adamın bir bakışına; adam da kadının etrafa saçılan kokusuna hasretti ki, ikisi de hâllerinden memnun görünüyorlardı.
Sonra bir an için düşündü kadın söylediklerini. Acıysa eğer, şu karşıda yanan soba da yakıyordu onun elini. Ancak soba genelde boş bir tenekeydi. Adamın içinin de çürümüş odunlar gibi tutuştuğunu hissetti. O anda bir kez daha tiksindi.
Adam, şahıs kavramını yitirmiş bir Tekil-a iken kadın; sayılar, harfler ve renkler yüklenen bir plak-a ydı. İşte tüm sorun, ortak alfabelerinin A ile başlamasıydı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder