|
42
|
Okula başladığım ilk günde, yanımdaki insanın sebepsiz yere yüzüme tüküreceğini öğrendim.
Ve öğretmen bana inanmadığında doğruların söylenmemesi gerektiğini de..
İyileşmeme sevinemeden en yakınımdaki hasta olunca, sevdiğini her gün biraz daha kaybetmenin çaresizliğini öğrendim.
Ölenlerin hasretinin her uyandığım gün biraz daha artmış olduğunu gördüğümde, zamanın ilerleyişinin aleyhime olduğunu öğrendim.
Daha çocuk yaşta zorla siyasî film izlemek zorunda kalınca, her insanın kendi düşüncesini empoze etmeye çalıştığını öğrendim.
Kendimi başarılı bulduğum alana yönlendiğimde, matematiksiz yaşayanların embesil sınıfına konulduğunu öğrendim.
Can dostum dediğim insan, küstükten 3 yıl sonra gelip "Aslında senin bir suçun yoktu." dediği anda, bir erkeğin ona yakın olan bir kıza dost gözüyle bakamayacağını öğrendim.
Taksiti bir gün geciktirince arayan dershane müdürünün telefondaki ses tonunu duyunca, benim geleceğimden çok kendi geleceğini düşündüğünü öğrendim.
İnsanın, yaşarken susarsa, ölürken kapkara kustuğunu gördüm, susmamayı öğrendim. . .
Şimdilerde, bunlarla ve daha öğrendiğim niceleriyle yaşamayı öğrenme çabası içindeyim.
Hâlâ o oyuncak bebeğimle uyuyorum.
Ve çocuklara, doğruları korkmadan söyletebilmek için öğretmenliği seçtim.
Beni sevenler, neyse ki beni her gün kaybettiklerinin farkında değiller.
Artık, siyasî görüşlerini benimsetmeye çalışanlar, benim her görüşe anarşist yaklaştığımı bilirler.
Ve keşke dershane müdürününki kadar masum olsaydı bütün bencillikler.
Aynı suda iki kez yıkanılmaz, insan olan on kere şans aramaz, yapılan haksızlıklar cezasız kalmaz.. Bilirim bunları. Bilirim de...
Yok yok
bu gönül uslanmaz.
Bu ruh adam olmaz.
Aşk'sız yaşanmaz.
"Okulda çalışmaya alışırken, hayatta alışmaya çalışmak gerek.. Bebek. "
Bu ruh adam olmaz.
Aşk'sız yaşanmaz.
"Okulda çalışmaya alışırken, hayatta alışmaya çalışmak gerek.. Bebek. "
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder