3.01.2013

AyDede


Ben geldim dedeciğim. İşte yine bir 30 Mart sabahı yaşadım. Ama bu sefer beş yıl önceki gibi umutla uyanmadım. Çünkü artık sensiz bir güne uyandığımı biliyorum.
04:30 sularında, kalbinle birlikte duran saatin var masamın üstünde, bir de kemerine taktığın anahtarlığın…
Özür dilerim dedeciğim, “Seni seviyorum.” Deyip de boynuna sarılamadığım için. Ama sırf sen yalnız kalma diye Galatasaraylı olmamdan anlamışsındır seni ne kadar çok sevdiğimi değil mi? Bir de seni yemeğe çağırmaya geldiğimde fazla durmayıp hızlı adımlarla çıktığım için kızardın bana. Kızma ne olur, o ev hep anneannemi hatırlatırdı bana.
Yaz mevsimini dört gözle beklerdik. “Yarın öleceğimi bilsem yerim.” Derdin karpuz için, şeker hastası olmana aldırmadan. Kurban bayramlarında hep iki tane kurbanlığımız olurdu. Hatırlıyorsun dedeciğim değil mi, seninle kuzulara şeker yedirirdik.
Düşünüyorum da seninle ilgili olan her şeyi sevmişim ben. Başta Galatasaray’ı, sonra sahiplendiğim kardeşlerini, senin eşin olduğu için anneannemin adını…
Bu akşam Mevlit Kandili. Peygamberimizin doğumu ama senin … Bugün, O’na daha çok dua ediyor, seni O’na emanet ediyorum.
Ben geldim dedeciğim. Hadi kalk, yatma artık. “Seni seviyorum şeker dedem!” diye haykırayım. Sana benziyor ve ismi de Halil diye coğrafya öğretmenimi hayranlıkla izlemekten bıktım. Hadi kalk da yemeğe gel, son akşam yarım bıraktığın bezelye yemeğini beraber sünnet edelim. :) Bak ben pazara geleceğim, ekmek-peynirimi hazırla. Koltuğun seni bekliyor, eğer haberleri izlerken şekerleme yapacaksan yine, sorun değil Galatasaray maçlarını izleriz beraber. Sen yeter ki kalk, zaman hiç geçmemiş gibi 67 yaşından devam et yaşamaya. Seni çok özledim. Ne olur öldüğünü söyleyip hayal kırıklığı yaşatma bana.  Bir de, çocukluk arkadaşıma selam söyle, görürsen oralarda… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder