Ben geldim dedeciğim. İşte yine bir 30
Mart sabahı yaşadım. Ama bu sefer beş yıl önceki gibi umutla uyanmadım. Çünkü
artık sensiz bir güne uyandığımı biliyorum.
04:30 sularında, kalbinle birlikte duran
saatin var masamın üstünde, bir de kemerine taktığın anahtarlığın…
Özür dilerim dedeciğim, “Seni seviyorum.”
Deyip de boynuna sarılamadığım için. Ama sırf sen yalnız kalma diye
Galatasaraylı olmamdan anlamışsındır seni ne kadar çok sevdiğimi değil mi? Bir
de seni yemeğe çağırmaya geldiğimde fazla durmayıp hızlı adımlarla çıktığım
için kızardın bana. Kızma ne olur, o ev hep anneannemi hatırlatırdı bana.
Yaz mevsimini dört gözle beklerdik. “Yarın
öleceğimi bilsem yerim.” Derdin karpuz için, şeker hastası olmana aldırmadan.
Kurban bayramlarında hep iki tane kurbanlığımız olurdu. Hatırlıyorsun dedeciğim
değil mi, seninle kuzulara şeker yedirirdik.
Düşünüyorum da seninle ilgili olan her
şeyi sevmişim ben. Başta Galatasaray’ı, sonra sahiplendiğim kardeşlerini, senin
eşin olduğu için anneannemin adını…
Bu akşam Mevlit Kandili. Peygamberimizin
doğumu ama senin … Bugün, O’na daha çok dua ediyor, seni O’na emanet ediyorum.
Ben geldim dedeciğim. Hadi kalk, yatma artık. “Seni
seviyorum şeker dedem!” diye haykırayım. Sana benziyor ve ismi de Halil diye
coğrafya öğretmenimi hayranlıkla izlemekten bıktım. Hadi kalk da yemeğe gel,
son akşam yarım bıraktığın bezelye yemeğini beraber sünnet edelim. :) Bak ben
pazara geleceğim, ekmek-peynirimi hazırla. Koltuğun seni bekliyor, eğer
haberleri izlerken şekerleme yapacaksan yine, sorun değil Galatasaray maçlarını
izleriz beraber. Sen yeter ki kalk, zaman hiç geçmemiş gibi 67 yaşından devam
et yaşamaya. Seni çok özledim. Ne olur öldüğünü söyleyip hayal kırıklığı
yaşatma bana. Bir de, çocukluk
arkadaşıma selam söyle, görürsen oralarda…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder