3.01.2013

Gider Gibi.


52
Kalbi  aşk’a bakire olanlara, her gördüğünü insan yerine
koyanlara, Pollyanna’nın günümüz versiyonlarına, dünyayı
kurtaracak gözü kara Cüneyt Arkınlar’a, Eros’u tıraş edip
oklarını satanlara, son parasıyla dünya klâsiği alanlara,
dikensiz yollara, susarsan seri katil muamelesi yapanlara,
yazdığında ise yapmacık bulanlara, sevgisini söylemeye
korkanlara, uyumakla uyumamak arası kararsız kalanlara, yarım
düşlerle karınlarını doyuranlara, kapaksız kalmış tencere ve
tavalara, havlamayı bilmeyen köpek yavrularına, içki içmeyi bir
matah sananlara, görevini yapmadığından “İnanmıyorum.” deyip
kaçanlara, dünyevî meselelerle karşısındakileri kıyaslayanlara,
bozuk teraziyle eksik mal satanlara, yüzüne gülüp arkandan kuyunu
kazanlara, baba parasıyla kendini Karun ilân eden burjuvalara,
hastasına kötü davranan doktorlara, lâstik çizmelerle dizine
kadar çamura batanlara, kendini sevdiğinin kollarına
bırakmamışlara, yakınlığı kadar uzak duranlara, ölüm kadar yakın
olanlara, şükretmeyen Anadolu’da yaşadığına, “Küresel ısınma bize
uğramaz.” diyen umursuzlara, havadaki yolu takip edip uçanlara,
önemlisi
Hz. Muhammed’e, Nietzsche’ye, Mustafa Kemal’e, Nâzım’a, Can
Baba’ya, Nesin’e, Murat Ağabey ve Murat Ağabey’e, Yahya Kemal’e,
Ahmet Arif’e, Johnny Depp’e, Flaubert’e, Tolstoy’a, Livaneli’ye, Yaşar’a,
Âdem’den öncesine ve sonrasına, “hayatıma giren herkese ve
yaşanmış her şeye” selâm olsun.
Beni bana unutturmayanlara olsun bu satırlar.
Sait Faik’in dediği gibi, “Yazmasam, deli olacaktım!”

Tanrı insanı yarattı ve şahit olmam için bana bu acıları arattı.
Bulduranlara teşekkürler.  



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder