|
52
|
koyanlara, Pollyanna’nın günümüz versiyonlarına,
dünyayı
kurtaracak gözü kara Cüneyt Arkınlar’a, Eros’u tıraş
edip
oklarını satanlara, son parasıyla dünya klâsiği
alanlara,
dikensiz yollara, susarsan seri katil muamelesi
yapanlara,
yazdığında ise yapmacık bulanlara, sevgisini söylemeye
korkanlara, uyumakla uyumamak arası kararsız
kalanlara, yarım
düşlerle karınlarını doyuranlara, kapaksız kalmış
tencere ve
tavalara, havlamayı bilmeyen köpek yavrularına, içki
içmeyi bir
matah sananlara, görevini yapmadığından “İnanmıyorum.”
deyip
kaçanlara, dünyevî meselelerle karşısındakileri
kıyaslayanlara,
bozuk teraziyle eksik mal satanlara, yüzüne gülüp
arkandan kuyunu
kazanlara, baba parasıyla kendini Karun ilân eden
burjuvalara,
hastasına kötü davranan doktorlara, lâstik çizmelerle
dizine
kadar çamura batanlara, kendini sevdiğinin kollarına
bırakmamışlara, yakınlığı kadar uzak duranlara, ölüm
kadar yakın
olanlara, şükretmeyen Anadolu’da yaşadığına, “Küresel
ısınma bize
uğramaz.” diyen umursuzlara, havadaki yolu takip edip
uçanlara,
önemlisi
Hz. Muhammed’e, Nietzsche’ye, Mustafa Kemal’e,
Nâzım’a, Can
Baba’ya, Nesin’e, Murat Ağabey ve Murat Ağabey’e,
Yahya Kemal’e,
Ahmet Arif’e, Johnny Depp’e, Flaubert’e, Tolstoy’a,
Livaneli’ye, Yaşar’a,
Âdem’den öncesine ve sonrasına, “hayatıma giren herkese
ve
yaşanmış her şeye” selâm olsun.
Beni bana unutturmayanlara olsun bu satırlar.
Sait Faik’in dediği gibi, “Yazmasam, deli olacaktım!”
Tanrı insanı yarattı ve şahit olmam için bana bu
acıları arattı.
Bulduranlara teşekkürler.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder