Merhaba,
Ben geldim yine. Yine ve yine...
Bu kez gitmemek üzere geldim. Belki biraz hamdım, yandım da geldim.
Sen, 25 yıldır hep benimlesin. Belki daha önceden de öyle, bilmiyorum. Ama ben şu dünyaya geldiğim günden beri yanımda olmak istediğinin farkındayım.
Bugüne dek, birlikte iyi ve kötü günlerimiz oldu. Kötü derken, benim bazı şeyleri Sana yüklemeye çalıştığım zamanlar oldu. İşin en kolay kısmıydı bu. Kolaya kaçmakta da ustadır hani insanoğlu, benden iyi bilirsin.
An oldu, "Neden?" dedim, an oldu sadece Sana yöneldim. Birçok hatam oldu. Ama biliyordum ki Senin varlığınla ayaktaydım. İnsanlarla anlaşamadığım zamanlarda Sana koştum. İşte asıl sorun buydu belki, Sen sadece çaresiz zamanlarda hatırlanmamalıydın.
Cahilliğime, kıymet bilmezliğime rağmen merhametini hiç benden esirgemedin. Öyle güzellikler sundun ki bana, gülümsedim. Şımarık bir çocuk gibiydim ben. Tolstoy'un dediği gibi, "Bütün mutsuzluklar yokluktan değil, çokluktan ileri gelir."di zaten. "Derya içinde deryayı bilmeyen bir balık" gibiydim. Aklım vardı oysa, neden daha iyi yönlendiremedim?
Geç oldu. Güç de oldu. Şu yaşıma dek Senin söylediklerini yapsam çok daha mutlu olacaktım. Çünkü hep Senin dediğine vardı her şey.
Çok da kötü değilimdir umarım. Her şeyin bir telafisi de var mıdır? En azından varlığını bildiğime hep şükrettim. Kendimi aklamak değil bu, sadece umudumu büyütme çabası. Ben, zikrediyorum adını, bütün yollar Sana varalı...
Geldim. Otobüsü kaçırdım da geldim; koşarken takıldım, sendeledim belki ama geldim. Kalbimi yara bere içinde bıraktım ama belki hüzünlü kalbi daha çok seversin?
Şimdi, kış mevsimini yaşatıyorken ben ömrüme, baharı Sende bulmaya geldim. Güneşi benden esirgeme, n'olur. Yapraklarım dökülse de affedişinle ruhum huzur bulur, dallarım tomurcuğa durur.
Sen bana şah damarımdan da yakınsın, onca hataya rağmen Gaffâr ismine sığındığım Yaradan'sın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder