Hava çok soğuktu. Cebimde birkaç lira bozuk para ile uzunca bir yolu koşarak geldim yanına. Ellerim buz gibi olmuştu ama bir bardak çayın sıcaklığında ısınmaya yüz tutmuşlardı bile.
Seninle her konuştuğumda bir şeyler öğreneceğimi biliyordum. Yine öyle oldu. Bu kez, çok güzel şarkılarla tanıştım sayende. Ve o şarkıları nasıl değerlendirebileceğimi de öğrendim.
Bana söylediğin her şeyin bir nedeni vardı, her seferinde bunu anlamıştım. O yüzden artık sana daha sıradan davranmaya da başlamıştım. Birbirimizi tanımaya başladığımız ilk zamanlarda seni suçladım, anlamadığını düşündüm, hatta belki bencil olduğunu bile zannettim. Oysa senin benim için söylediğin her şey, benim yararıma oluyordu, neyse ki bunu fark ettim.
Parayla ölçülen mevzular değildi konuştuklarımız. Çoğu zaman da cebimizdeki son parayı çaya, oralete harcıyorduk. Kimde para varsa o, "Bugün çaylar benden." diyordu ve bu sayede samimiyet de taze tutuluyordu. Çünkü şu an yanımızda olmayan birçok insanın tamamen kapitalist bir anlayışla yaklaştığını biliyorduk.
Bugün de yine müziğe dair, sanata dair, şiire ve insana dair yapılan güzel bir sohbetten sonra ellerimi buz eden o havada yürümeye başladık. Ön yargılarımı yıktığımdan beridir, yanında güldüğüm nadir insanlardansın. Sonra, cebimizde birkaç lira bozuk para varken bilgisayara program yükletmek için internet kafeye girmeye karar verdik. Para isteyip istemeyeceklerini düşünürken "İnsanlık öldü mü be, alt tarafı bir 'setup' atacak!" dedim ben. Sonra, senin bir şey demene fırsat vermeden bastım kahkahayı, "Pardon, bu söylediğime ben bile inanmadım." diye de ekledim. Sonuç olarak internet kafedeki adam bizden para almadı. Dışarı çıktığımızda, "Gördün mü bak? İnsanlık ölmemiş." dediğin an gülümsemenin en içteni geldi, yüzüme yerleşti.
Cebimizde hâlâ bozuk paralar duruyordu. Birer paket cips aldık kendimize. Sabahtan beri bir şey yememişiz! Soğuk havada, ellerim donuyorken ve seninle yürüyorken ketçaplı cips yemenin de tadı başka! "Kilo veremeyeceğiz." dediğin zaman "Ama yürüyoruz da aynı zamanda." şeklinde iyimser bir tepki vermiş olmam da şaşırtıcıydı. Gerçi züğürt tesellisi gibi olmuştu biraz ama...
Ayrılmadan önce çıkıverdi dilimden, "Sen çok iyisin." cümlesi. "Ama kıymetini bilmiyorlar..." Ve bir cümle, noktasına kavuşmuş gibi oldu o an. Çünkü sen, gerçekten iyiydin. Çünkü sen, bugüne dek çıkar için beni kandırmamıştın. Çünkü sen, bugüne dek yalan söylememiştin. Falan filan...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder