27.03.2015

mis-illeme

Dağılmış saçların Don Juan. İnce parmakların hareket etmekte daktilonun üstünde bir nefer gibi. Hem naifsin hem sert alabildiğine. Rüzgârlar yakmış tenini . Sarı bir tişört giymişsin , yakışmamış hani. Üstüne en salaş hırkanı geçirmişsin iyi ki. Ayrı bir hava katıyor o hırka sana. Bu dünyaya ait ama aynı zamanda değilmişsin gibi. Saçların diyorum , uzunken çok seviyordum. Kısa olmaz diyordum. Ama böyle, daha da yakınsın alnıma belki. Bende güzel durmayan tarzdaki küpeler sallanıyor kulaklarında . Kıskanıyor muyum bu uyumunu aslında? Masanın üstünde her zamanki gibi kül dolu bir tabla. Üstünden tüten duman yardımcı oluyor senin nasıl biri olduğunu anlatmama. Zaten dumansız pek fotoğrafın da yok yani. Dağınıksın saçların gibi. Dağınık ve kendi hâlindesin. Hem bir nefretin var süzülen , hem de umursamaz bir tavrın. Bırak dağınık kalsın... Perdenin deseni güzel. Odanın rengi sade. Ve ben bu satırları fotoğrafına birkaç saniye baktıktan sonra yazıyorum. Ayrıntılara dikkat etmem normalde. Renkleri görmem. Farkında olmak bu işte. Fincanın boş. Sakalların alelade . Bilekliklerinin kesin bir anısı , bir anlamı olmalı. Dünya klasiğinden fırlamış gibi duruyor olman da hayatın başka bir anlamı.
Sana Don Juan diyorum. Söylemesi çok havalı.  Hem ismini versem olmaz , bunları okursan belki alınırsın üstüne. Çok da düşünmüyorum açıkçası bunları. Gördüm. Anlatmam lazımdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder