21.09.2015

Fark

Bu yüz bana çok aşina geliyor. Gözleri sanki yanardağdan azat olmuş lav gibi, sıcak ve kızıl. Ağlamış yine belli ki. Yanarım bile o gözlerde. Hiç düşünmem. Önceden de böyle mi düşünüyordum acaba? Ah,bir hatırlasam bu yüzün aidiyetini. Kaşları seyrek, sanki kurşun kalemle çizilmiş de silgiyle hafifçe silinmiş gibi. Ama şekilli, kendinden emin. Alnındaki çizgiler altını kalın kalın çizmiş, alnına yazılan yazının karalığını. Hele o burnu yok mu! Bu dünyadaki oksijen tarlasından payını almaya çekinircesine korka korka nefes alıp veriyor. Burnuna yerleştirdiği hızma, zarifliği ince ince dokuyor akıllara. Yüzü ne çok keskin ne çok yuvarlak... Tıpkı kalbi gibi, usulca sallanan bir salıncak!
Aman Allah'ım, hatırlamak zorundayım...
Şenlikli dudaklarına ise ne renk sürse yakışır, ama en iyi de kırmızıyı taşır.
Dün kimdi bu? Yarın kim olacak peki? Ha... Hatırlıyor gibiyim sanki.
Nasıl da fark edememişim şu an toplamaya çalıştığımı, aynadaki benliğimi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder