Herkes karşısındakine düşüncelerinin hesabını soruyor Stephan. "Bu film çok saçma." diyen birine "Neden?" diye sorulan zamanlardayız.
Bütün insanlar aynı makineden çıkmış gibi olmak zorunda. Farklı olursan göze çarparsın ve yavaş yavaş öldürürler seni sonunda.
Saçını mor yaparsın, acayip gelir insanlara. Bir tarafın kendini hiç ettiği evliliklere inanmadığını söylesen, gözlerini açıp dik dik bakarlar. Hele bir de ezilenden yana çıkarsa sesin, önce şeytanmışsın gibi taşlarlar, sonra da sanki kötü bir şeymiş gibi "deli"ye çıkarırlar adını.
Deli olmak kötü bir şey mi Stephan? Boyama yaparken Galata Kulesi'ni mora boyamak delilik mi? Yolda yürürken kedi-köpeklerle konuşmak çılgınca mı?
Doğarsın bu dünyaya tesadüfen. Önce ağlamanı, sonra da gülmeni beklerler. Verdikleri her şeyi yemeni, önce "anne" demeni sonra tuvaletini söylemeni, koşmanı, arkadaş edinmeni, matematikte başarılı olmanı, yarışmanı, kazanmanı, iyi iş sahibi olmanı, tutumlu olmanı, her sabah 9'da işe gidip akşam 5'te işten çıkmanı, işi garanti olan biriyle evlenmeni, çocuk yapmanı vs. beklerler de hiç sormazlar "Ne istiyorsun, neyin var?" diye. Ama öldüğünde "İyi bilirdik." derler.
Tabi ki iyi bilecekler seni! Çünkü toplumun beklentisini tamamladın. Çünkü dünyadaki görevin buydu. Çünkü insan değildin ama yaşadığın toplumun mekanik bir parçasıydın! İyi bilmezler mi hiç?
Her şey kötüye gidiyor Stephan. Uçaklar gökyüzünde uçuyor da insanın ruhu kirli düşüncelerde hapsoluyor, bir türlü kurtulamıyor ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder